İçeriğe geç
16 Ekim 2026 @etrefinans

“Tok Satıcı” Olmanın İflası: Ev Satarken Beklemenin Milyonluk Faturası


“Tok Satıcı” Olmanın İflası: Ev Satarken Beklemenin Milyonluk Faturası

Şu an muhtemelen elinizde telefon, sarı sitedeki evinizin ilanına bakıyorsunuz. Fiyatı tam 10 milyon lira. Geçen hafta bir alıcı aradı, piyasadaki nakit darlığını bahane edip 9.5 milyon lira teklif etti.

“Ben tok satıcıyım, 500 bin lira için malımı öldürmem” dediniz. Telefonu kapattınız. Gururlusunuz. Haklı olduğunuzu düşünüyorsunuz.

Ama her sabah uyandığınızda, görünmez bir elin banka hesabınızdan on binlerce lira çektiğinin farkında değilsiniz. Gayrimenkul fiyatlarının düşmemesi, zarar etmediğiniz anlamına gelmiyor. Ekranda gördüğünüz o 10 milyon liralık “sabit” fiyat, yüksek faiz ortamında aslında sessiz bir servet erimesinin maskesidir.

Sahiplik Etkisi ve Nakdin İntikamı

Nobel ödüllü davranışsal ekonomist Richard Thaler buna “Sahiplik Etkisi” (Endowment Effect) diyor. İnsan beyni tuhaftır. Bir nesneye sahip olduğumuz an, ona biçtiğimiz değer piyasa gerçeklerinden kopar. Kendi malımız, başkasınınkinden her zaman daha kıymetlidir. Alırken pazarlık yaparız, satarken taviz vermeyi zayıflık sayarız.

Fakat finansal piyasalar sizin duygusal bağınızla veya gururunuzla ilgilenmez. Likiditeyle ilgilenir.

Türkiye’de “gayrimenkul kaybettirmez” dogması, ucuz kredi döneminin bir mirasıydı. O devir kapandı. 2026 yılı itibarıyla, doğru fiyatlanmayan bir konutun ortalama satış süresi Endeksa verilerine göre 125 güne kadar çıkmış durumda. Ülke genelinde konut satma süresi 90 bandını kalıcı olarak aşarken, piyasada 640 binin üzerinde ikinci el konut alıcı bekliyor. Endeksa Kurucu Ortağı Görkem Öğüt durumu çok yalın özetliyor: Satıcının fiyat beklentisi ile alıcının satın alma gücü arasındaki bağ koptu.

Bankadan kredi çekmek imkansıza yakın. Sahnede sadece nakit alıcılar kaldı. Ve o nakit alıcılar, bankada bekleyen sıcak paralarının alternatif gücünün çok iyi farkındalar.

Kadıköy’deki Gizli Bilanço

Gelin Kadıköy’deki o 10 milyon liralık eve ve reddettiğiniz teklife dönelim.

Evi 9.5 milyona vermediniz. “Malımı öldürtmem” inadıyla 4 ay beklediniz. Konut piyasasında bekleme ortalamasını yakaladınız ve dördüncü ayın sonunda istediğiniz o profildeki alıcı geldi. Evi gerçekten 10 milyona sattınız.

Harika. Haklı çıktınız, değil mi? “Bak, taviz vermedim, kazandım” diyorsunuz.

Şimdi o acımasız Excel tablosunu açalım.

Eğer o gün gurur yapmayıp evi %5 iskontoyla 9.5 milyona satsaydınız ve bu parayı aylık %3.5 – %4 bandında net getiri sağlayan bir para piyasası fonuna veya risksiz mevduata koysaydınız, ne olurdu? Basit bileşik getiri hesabıyla, 4 ayın sonunda elinizde 1.3 milyon liranın üzerinde bir nakit getiri birikecekti.

Siz inatlaştınız. 500 bin liralık “iskontoyu” yememek için, 1.3 milyon liralık risksiz getiriyi çöpe attınız. Evi 4 ay sonra 10 milyona satıp kutlama yaparken, aslında en az 800 bin lira zarardasınız. Üstelik bu 4 ay içindeki enflasyonun ana paranızda yarattığı reel erimeyi henüz hesaba katmadık.

Bu mekanizma, akademide “Likiditesizlik Primi” (Illiquidity Premium) olarak adlandırılır. Bir varlığı anında nakde çevirememenin taşıdığı risk ve maliyet. INREV gibi uluslararası kurumlara göre bu maliyet Avrupa’da düşük baz puanlarla ölçülür. Ama faizlerin %45-50 bandında gezdiği Türkiye gibi bir ekonomide illikidite, ay ay cüzdanınızı kemiren devasa bir canavardır.

Karşı Cephe: “Ama Enflasyon!”

Burada itiraz edeceğinizi biliyorum. Gayrimenkul yatırımcısının iki klasik savunma hattı vardır.

Birincisi: “TL mevduatta kalsam enflasyon karşısında zaten eriyeceğim. En azından ev fiziki mal, beni enflasyona karşı korur.”

Rakamlar ne yazık ki sizinle aynı fikirde değil. TCMB Konut Fiyat Endeksi ve BETAM verileri oldukça net bir tablo çiziyor. Konut fiyatları nominal olarak (kağıt üzerinde) artıyor gibi görünse de, enflasyondan arındırıldığında son iki yıldır aralıksız düşüyor. Reel fiyatlarda ülke genelinde yıllık %9 ile %12 arasında kayıp var.

Yani o çok güvendiğiniz tuğla yığını, sizi enflasyona karşı korumuyor. Aksine, o sermayenin başka bir enstrümanda üretebileceği getirinin fırsat maliyetini sırtınıza yüklüyor.

İkinci savunma: “İstediğim fiyata satamıyorsam kiraya veririm, neden zararına malı elden çıkarayım?”

Kulağa mantıklı gelen bir başka yanılsama. Ta ki Türkiye’deki kira amortisman sürelerinin 15-20 yıla çıktığını hatırlayana kadar. 10 milyon liralık o evden bugün alacağınız taş çatlasa 40.000 liralık kira bedeli, o paranın piyasadaki risksiz aylık getirisinin onda birini bile karşılamıyor. Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Yazıcı Turgut’un işaret ettiği gibi, piyasadaki stokların %27 artması ve satılmayan evlerin yığılması tamamen bu fiyatlama hatalarından kaynaklanıyor.

Çıkış Likiditesi

Bir varlığın fiyatının ekranda düşmüyor olması, varlığın değerini koruduğu anlamına gelmez. Likit olmayan bir varlıkla inatlaşmak, sadece zaman ve servet kaybıdır.

Piyasa, elinde nakit olan alıcının size %5 iskonto dayattığı yerdir. Bu bir zarar veya “malını öldürmek” değil, o varlıktan çıkıp sermayenizi yeniden harekete geçirmek için ödediğiniz çıkış biletidir. Bileti bugün o bedelle mi alacaksınız, yoksa her geçen gün fiyatı fırsat maliyetiyle artan o bileti aylar sonra çok daha ağır bir bilançoyla mı ödeyeceksiniz?

İyi yatırımcı, her şartta haklı çıkmaya veya egosunu tatmin etmeye çalışan kişi değildir. İyi yatırımcı, sermayesinin en verimli şekilde nerede çalışacağına odaklanan, zararı nerede keseceğini bilen kişidir.

Bugün sizin o büyük sermayeniz satılık evinizde değil, kendi gururunuzda kilitli bekliyor. Ve beklemenin faturası, her ay on binlerce lira kesilmeye devam ediyor.

İsmail Kara

İnşaat mühendisi ve Etre Finans'ın kurucusu. 2021'den beri Borsa İstanbul'da yatırım yapıyor; bilanço okuma, temel analiz ve portföy yönetimi üzerine yazıyor. Etre Finans'taki bilanço analizleri, şirketleri aynı ölçü ve aynı puanlama yöntemiyle karşılaştırılabilir hale getirmeyi amaçlıyor. Yazılar yatırım tavsiyesi değildir.

Bu yazarın tüm yazıları →

Bülten

Yeni dönem bilançoları yayına girdiğinde tek e-posta. Reklam yok, haftalık özet yok.

Yorumlar

Soru, düzeltme ve karşı okuma için burası. İlk yorumunuz onaydan geçer.

Yorum yazın

Yorumlar yatırım tavsiyesi değildir ve site adına bağlayıcı değildir. E-posta adresiniz yayınlanmaz.

En çok iki bağlantı ekleyebilirsiniz.

Yayınlanmaz. Yalnız yorumunuzu eşleştirmek için saklanır.

İlgili yazılar

Bölümün tamamı →